top of page

İçten Yanmalı Motor Sonsuza Kadar Çalışmaz!

firatakkemik
23 Nis
3 dakikada okunur

Bir Orta Kademe Liderin Güncesinden bir alıntı yapalım istedim. Buna benzer hisleri yaşadık, bu cümleleri bizler de zaman zaman düşündük. Arada kalmışlık, görmediğimizi diğerlerine yapma arzusu, bolca soru, kıt zaman, yaşanan arada kalmışlık...

Orta kademenin güncesini aralayalım ve neler var birlikte satırlarda dolaşalım. Bakalım size de tanıdık gelecek mi?


Bugün sabah 7’de ofisteyim. Toplantı 9’da başlıyor ama hazırlamam gereken 3 rapor var.

Ekibimden biri dün akşam mesaj attı. “Bir konuşmamız gerekiyor” dedi. “Tabii, yarın” dedim. Yarın bugün oldu. Henüz dönmedim.


Yönetici olduğumda kimse bana şunu söylemedi: En zor kısmı iş değil, insanlar.

Bazen bin ton yüküm olsun, insanla uğraşmak eksik olsun diyorum. Daha önce eğitim aldığım Fırat söylemişti, 2x2=4 eder, insan söz konusu olduğunda “dert” eder diye.


Maaşım, imkanlarım aynı kalsa, yönetici olmak ister miydim diye düşünüyorum bazen.  

Liderlik rolünü çok istemiştim. Etki yaratmak, daha büyük sorumluluk almak. Bu role hazırlanırken eğitimler aldım. Hepsi de iyi eğitimlerdi. Zamanında yöneticilerim de almıştı aynı eğitimleri. Liderlikte ilk günümü hatırlıyorum, duyuru çıktığındaki heyecanımı.  

Ama sonra ne oldu?

Her gün bekleyen raporlar,  toplantılar, ulaşmak gereken hedefler…

Eğitimde öğrendiklerimiz bir kenarda kaldı. Çünkü sadece sonuçlar soruluyor, sürekli bir hesap veriyoruz, durum bildiriyoruz. İş yapmaktan insana vakit yok.


Ekibimle görüşmelerim 5–10 dakikayı geçmiyordu. Hep işe yönelik. Hep sonuca yönelik.

“Proje nerede?” “Müşteriden ne döndü?” “Rapor hazır mı?” “Gecikmenin sebebi ne?”

Kahve molalarında biraz daha insancıl oluyorduk tabii. Ama o da yüzeyseldi — ne işe ne kişiye gerçekten dokunan konular konuşuyorduk.

Hiç şunu konuşamadık mesela: Neden bu yeni proje önemli? Bu iş seni nasıl geliştirecek? Önümüzdeki dönemde hem kendini hem işi geliştirebileceğin hangi alanlar olabilir? Birbirimizden beklentilerimiz ne? Nasıl daha iyi bir çalışma ortamı yaratabiliriz?


Bunlar olmadı.


Onun yerine hep bir şey patladığında devreye girdim: Yangın söndürme. Pansuman bilgi. Pansuman yönlendirmeler. Sorun geçince yine işe gömüldük, yine bir koşturmaca.

Hibrit çalışıyoruz. Her zaman ekibimi göremiyorum. 18 kişiden sorumluyum. Her gün ofise gelseler de fark etmezdi. Çünkü, bazen tüm gün ekran karşısından kalkamadan çalışıyorum. Mail, mesaj iletişim sadece bu kadarla kalıyor. Ya da toplantıdan toplantıya koşuyorum. Gözlem yapmak, ihtiyaçları fark etmek kolay olmuyor. Eh, ekip de, yöneticim çok yoğun diye gelmemeyi tercih ediyor. Böyle geçip gidiyor zaman.


Bir ekip üyesinin motivasyonu düştüğünde fark ediyorum tabi. Bazen biraz geç oluyor. Her zaman ne yapacağımı bilmiyorum. Yukarıya bakıyorum, onlar da aynı koşuşturmada. Zaman zaman benim motivasyonum da düşüyor. Sanırım, kendi kendime yetmem bekleniyor.

Kendime rol model alabileceğim pek kimse yok.  Daha çok bana ve diğerlerine iyi gelmeyenler üzerinden, çıkarım yaparak liderliği anlamaya çalışıyorum.

Mottom: kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma!

Zaman içinde şunu fark ettim: Kendi kendine yetmek sonsuz değil.

Ben de fark edilmek istiyorum. Ben de “iyi iş çıkardın” cümlesini duymak istiyorum. Bazen “nasılsın, gerçekten?” diye sorulmasını bekliyorum.

Bu beklenti çok mu? Bence değil. İnsan olmanın ABCsi.


Vakitsizlikten, baskıdan, kimse bana nasılsın diye sormadı, İyi iş çıkardın demedi. Vakitsizlik diyorum da aslında 5 bilemedik 10 dakika alırdı.

Ya ben de ekibime ihtiyacı olan ilgiyi veremiyorsam? O zaman ekibime ne geçiyor?

Kocaman bir sıfır.


***

Geçen ay ekibimden bir kişi istifa etti. Çıkış görüşmesinde şunu söyledi: “Kötü bir şey olmadı. Sadece burada olduğumu kimse fark etmedi. Kendimi 5.teker olarak hissettim”


O cümle hâlâ aklımda. Kötü bir şey olmamıştı. Sadece hiçbir şey olmamıştı!

***

Şimdi o mesaja dönüyorum. “Bir konuşmamız gerekiyor” diyen kişiye. İçimde huzursuz bir heyecan. Bir kişinin kaybını daha kaldıramam. Ekip de kaldıramaz.

Bugün raporu yarına bırakıyorum. Rapor bir şekilde hallolur.


Artık "bana yapmadılar ben nereden bileyim" deme zamanı değil. Şu bir gerçek: Yönetimden gelmesini beklediğim ilgi gelmeyebilir. Sistem değişmeyebilir. Baskı azalmayabilir.

Bildiğim bir şey varsa o da bu zinciri bir yerde kırmak gerektiği. O yer burası. Zinciri kıracak o kişi benim olmam gerek.

Böyle gelmişse de artık böyle gitmesin istiyorum.

Ekibime zaman ayırmak, insan olduklarını hatırlamak, ihtiyaçlarına ve gelişimlerine alan açmak benim elimde.

“Proje nerede?” yerine “bu projede seni zorlayan ne?” diye sormak benim elimde.

Kahve molasında işin geleceğinden konuşmak benim elimde.

Belki çalışma hayatımın başında gördüm, gerçekten hatırlamıyorum. Ama son zamanlarda liderlik gördüm diyemem. Ben birlikte çalıştığım ekibe farklı bir deneyim yaşatmayı, birlikte çok daha keyif aldığımız bir çalışma hayatı olmasını istiyorum. Eminim bu iş sonuçlarımıza da yansıyacak. Deneyeceğim ve bugün başlayacağım. İlk sorum kendimin liderliğine yönelik geri bildirim almak olacak. Bugün bir ADIM ATacağım ve bu konu üzerinde azimle çalışacağım.


💫


ADIM AT, Fasilitasyon markası altında yürüttüğümüz Geliştiren Diyalog programının bir metodolojisidir. Adım At ile etkili geri bildirim verebilir, daha etkili bir lider olabilir, potansiyeli keşfedebilirsin.


Sana iyi gelmeyen döngüyü sen değiştirebilirsin. Yeterli ki bir ADIM AT.

 
 
 

Yorumlar


© 2021 by Firat Akkemik

bottom of page